4 Mart 2019 Pazartesi

Nazmiye Sümer Bana Aşkla Gel kitap tanıtımı






     Merhabalar musmutlu günler herkese;
    
     Bugün sizlere benimde henüz okumadığım ama okumayı dört gözle beklediğim bir kitabın tanıtımıyla geldim.















     Sevgili yazarımızın okuduğum  ilk kitabı Cazî İfrite Karşı Kuşluk Vakti'nin yorumunu sizlerle paylaşmıştım.Bana Aşkla Gel sevgili yazarımız Nazmiye Sümer'in 5. kitabı.Sevgili yazarım muhteşem bir kurguyla bana merhaba dedi okuduğum ilk kitabında,kendi adıma bu yeni kitapta da aynı başarıyı yakladığını tahmin ediyorum.Ben Karadeniz'in insanına,doğasına kitaplarında değinmesinide çok seviyorum.
      Ben kitabımı 6 - 14 Nisan İzmir Tüyap Kitap Fuarından sevgili yazarımızın imzasıyla birlikte almayı planlıyorum.Kendisiyle 13 Nisan günü kahvaltı eşliğinde sohbet edeceğiz.Tavsiyemdir henüz kalemiyle tanışmadıysanız yeni kitabı satışta alıp okuyun pişman olmayacaksınız😊

     Tanıtım Bülteninden:
Genç bir kızın; annesinin hakkı olduğunu düşündüğü mirası alabilmesi uğruna, sahte bir evlilik yapması ile başlayan bir serüven...
Uyumsuz bir çift...
Saklanan gerçekler...
Karşılıksız bir aşk...
Biri; zengin, yakışıklı, ailenin yükünü omuzlamış tek erkek torunuyken... Diğeri; çocukluktan çıkmak  istemeyen, ağabeylerinin uslanmaz kız kardeşiydi.
Karadeniz'in hırçın dalgaları arasında hayat bulan bir aşk... Karadeniz dağları gibi zirvelere uzanan  bir tutku... Karadeniz'in denizi gibi hırçın... Ve Karadeniz toprağı gibi hoyrat...
Karadeniz’den Ege’ye uzanan... Bitti derken,  başlayan... İmkansızken, çıkar yolu bulmaya çalışan bir aşk... Gerçek aşkın önüne, hangi engel durabilirdi?



Yayın Koordinatörü: Ahmet Üzümcüoğlu
Genel Yayın Yönetmeni: Celal Coşkun
İç Tasarım: Eylül Bahar
Kapak Tasarım: Zelal Edin


Hamur Tipi : 2. Hamur
Baskı Sayısı : 1. Basım
İlk Baskı Yılı : 2018
Sayfa Sayısı : 480
Ebat : 13,5 x 21

Yazarın Daha Önce Çıkan Kitapları





Kendime yediremiyordum. Benimle evlenmek istediğini annesinin aracılığıyla ileten bu adam; kendini şimdi bana farklı bir kişi olarak tanıtıyordu.İntikam almam artık kaçınılmazdı. “Evli misin?” diye sorduğumda şaşırdı. “Hayır,” dedi. Soğukkanlılığımı korumaya çalışarak devam ettim. “Peki, nişanlı olabilir misin ya da bir kız arkadaşın var mı?” derken göz ucuyla ellerine baktım. Bunu bilinçli yapıyordum. Sorduğum sorular onu şüphelendirmiş olmalıydı ki, bana tereddütle bakarken yine, “Hayır,” dedi. “Güzel!” dedim neşeyle.  “Beni kaçırsana!”  Karadenizin hırçın dalgaları arasında hayat bulan, büyüleyici bir aşk hikayesi








Yiğit Bal…
Karadenizli, Pazarlı, hatta ve hatta Laz bir iş adamı… Merkezi, Rize-Pazar ilçesinde olan inşaat şirketinin babasından sonraki ikinci adamı ve geleceğin tek veliahdı…
Karadeniz’i temsil eden yeşil gözler, Adonis kadar yakışıklı, son derece çekici ve en önemlisi bana ilk görüşte âşık olabilecek kadar kalbi daha önce hiç dolmamış bir erkek. Benim erkeğim!
Ve ben!
Magazin sayfalarının şımarık aktörünün eski nişanlısı Güneş Ada. Şimdilerde ise Yiğit Bal’ın tek aşkı, tek evin tek gelin adayıyım. Yiğit’i büyütüp yetiştiren Safiye halanın bana taktığı sıfat bu.
Muhacir ve Laz… Yiğit ve Güneş…
İki sevdalı yürek yeni bir sınavdan geçeceklerdi. Bu sınavın ana başlığı, GÜVEN’di! Sevdaları tüm kara bulutlara göğüs gerebilecek miydi? Yoksa ilk darbede yerle yeksan mı olacaklardı?***Yiğit kanlar içinde kar kümesinin en tepesinde yatıyor, ben ise çaresizce ona ulaşmaya çalışıyordum. Ayaklarıma yosunlar, sarmaşık misali dolanmıştı. Kımıldayamıyordum. Yiğit, sadece gözleriyle ‘hoşça kal’ diyor, sanki benimle vedalaşıyordu. Kavuşamadan ayrılıyorduk! Azrı kız ve Emir Asan gibi, Kemençedeki erik ve servi gibi, Karadeniz efsanesindeki mavi deniz ve yeşil dağ gibi ayrılacak mıydık?Oysa “Hayır! Hayır! Bırakma beni!” diye haykırırken sesim buz kayalara çarpıp sem gibi dönüyordu.saz olup söyleşelim!“Kemençenin efsanesini bilir misin?”Her ikisi için de bu soru, sonun başlangıcıydı.Onlar, kaderin bir oyununa geleceğini, bir efsanenin yeniden hayat bulacağını bilmeden planlamadıkları geleceklerine adım atıyorlardı.Her ikisi de karşılaştıkları ilk andan itibaren kaderin önüne geçemeyeceklerdi. Genç adamın geçmek gibi bir arzusu yoktu, gördüğü ilk an kararını vermişti.Ama genç kız…Yaşadığı çalkantılardan sıyrılıp çizgisini bulabilecek gibi değildi. Yiğit, Güneş’i ikna edebilecek miydi? Aşkının gerçekliğine, kendisinin diğer erkekler gibi olmadığına inandırabilecek miydi?Karadeniz’in yeşiliyle Ege’nin mavisi bir araya gelecek miydi?Bir efsane yeniden hayat bulacak mıydı?




 
Dal olup bölüşelim,
saz olup söyleşelim!
“Kemençenin efsanesini bilir misin?”
Her ikisi için de bu soru, sonun başlangıcıydı.
Onlar, kaderin bir oyununa geleceğini, bir efsanenin yeniden hayat bulacağını bilmeden planlamadıkları geleceklerine adım atıyorlardı.
Her ikisi de karşılaştıkları ilk andan itibaren kaderin önüne geçemeyeceklerdi. Genç adamın geçmek gibi bir arzusu yoktu, gördüğü ilk an kararını vermişti.
Ama genç kız…
Yaşadığı çalkantılardan sıyrılıp çizgisini bulabilecek gibi değildi. Yiğit, Güneş’i ikna edebilecek miydi? Aşkının gerçekliğine, kendisinin diğer erkekler gibi olmadığına inandırabilecek miydi?
Karadeniz’in yeşiliyle Ege’nin mavisi bir araya gelecek miydi?
Bir efsane yeniden hayat bulacak mıydı?



Cazî ya da Cadı…
Siz hangisine inanırsınız? Masal olduğunu sandığınız şeylerin gerçek olduğunu, bu masaldaki kötü karakterin siz olduğunu bilseydiniz ne yapardınız? Ya size; “Sen cazîsin” deselerdi ne yapardınız?  Kardelen genç kızlığına adım atarken başka bir şeye daha adım attığını bilmiyordu. 
Özüne, olduğu şeyin başlangıcı olan topraklara geldiğinde rüyaları hayat bulmaya başlamıştı. Aslında bunlar rüya değil, kâbustular. Ve bu kâbuslar gerçekleştikçe kendini suçlu hissetmeye, olayların arkasında kendisiymiş gibi tedirgin olmaya başlamıştı. Yoksa kendisi miydi? 
Hayat ona bir oyun mu oynuyordu, yoksa bütün bu yaşadıkları kâbustan ibaret miydi? Bir bebek katili miydi? Sorularına cevap ararken kendini bir anda imkânsız aşkın içinde buldu. İmkânsız ama gerçek bir aşk… 
Şimdi bir yanında gerçek aşkı, diğer yanında olduğu şeyin ayrılmaz parçası vardı. İkisi arasında bir seçim yapması gerekiyordu. Doğruyu mu seçecekti yanlışı mı? Gerçek aşkını mı tercih edecekti, varoluşunun devamını getirmek için diğerini mi? 
On sekiz yaşında olsaydınız ve sizden bir karar vermenizi isteselerdi siz ne yapardınız? Kardelen çaresizdi.

13 yorum:

  1. Bana aşkla gelen kitabı biraz klasik konuya sahip değil mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Nazmiye Sümer klasik bir hikayeyi bile öyle güzel bir kurguyla anlatıyor ki,okurken klasik bir hikaye diyemiyorsunuz.Tavsiyemdir deneyin pişman olmayacaksınız😊

      Sil
  2. ay harika bunlar dizi seyreder gibi okunur vallahi...teşekkür ederiz canım...sevgilerimle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim beğenmene sevindim.Yazarın kalemi çok güzel keyifle okunuyor😊

      Sil
  3. Listeme ekledim canım. Çok teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  4. Aşk ihtiraz kitapların vazgeçilmez konuları. Çok teşekkürler tanıtım için.

    YanıtlaSil
  5. Yazarı hiç duymamıştım, dizi gibi konular gerçekten :))

    YanıtlaSil
  6. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  7. bu yazarı da duymadım piku aklımda olsuuun :)

    YanıtlaSil